YAZARLARIMIZDAN
YİĞİT
Volkanın sessiz durmasına bakmayın;
O, zamanı gelince mutlaka patlar.
Sükût etmekle korktu sanmayın,
Aslan gerilir gerilir öyle atlar.
Devamını Oku
GÖLGELER ÂLEMİ
“ Ete kemiğe büründüm / Yunus diye göründüm”
Dün gece sabaha kadar, hep bu sözü düşündüm.”
Devamını Oku
İLAHİ
Bezm-i ezelden beridir,
Yanar şu gönlüm dost diye.
Devamını Oku
YALan Ve hİLe
Yalan, olmayan bir durumun ya da olayın olmuş gibi gösterilmesi; hile ise aldatma ve sahtekârlık anlamına gelen bir kavramdır. Örneğin hasta olmayan bir kişinin hastaymış gibi davranması, kusurlu bir malın müşteriye kusursuz gibi satılması bir hiledir. Devamını Oku 

GÜL VE NÛR 
Medine’ye bir nûr indi cahiliye devrinde
Öyle bir nûr ki bir eşi daha yok evrende
O gülün hatırına yaratıldı bütün kâinat
Bir gül ki, açtıkça açtı dikenlere inat
Bir gül ki, kokusu sanki Kâbe’nin buhuru
Bir gül ki, güneş gibi aydınlatır nuru
En güzel gülleri cihanın bir araya toplansa
Gece-gündüz âb-ı zemzem ile sulansa
Senin gibi bir gül daha açılmaz Peygamber’im
Bir sakal-ı şerifin için, şu canımı feda ederim
Mehmet UYSAL

NURLAR DİYARI ANADOLU’NUN MÂNÂ CENGÂVERİ BEDÎUZZAMAN SAİD NURSİ HAZRETLERİ’NİN ÖZET HAYATI
(H.1290)-(M.1873) tarihinde Bitlis Vilayetine bağlı Hizan kazasının İsparit nahiyesinin NURS Köyünde doğmuştur. Babasının adı; Mirza, annesinin adı Nuriye’dir. 9 yaşına kadar anne ve babasının yanında kaldı. O yıllarda büyük ağabeyi Molla Abdullah’ın ilmi meziyetlerini düşünüp O’na hayran kaldı. Bunun üzerine ciddi bir şevk ile tahsili göze aldı. Nahiyeleri İsparit ocağı dahilinde bulunan Tağ Köyü’nde Molla Emin Efendi’nin medresesine gitti. Orada fazla durmadı. Oradan Hizan şeyhinin yaylasına gitti. Şeyh Seyyid Nur Muhammed Hz.lerinin dergahına devam etti. Devamını Oku
KIRIK BİR GÖNLÜN RABBİNE SESLENİŞİ
Denizler mürekkep olsa, dağlar kalem; tek senin sözün bitmez dile gelse onsekizbin âlem. Vermezsen gönlüme şerh-i sadır, dökülmez defterime cümleler satır satır. Eşsiz ve pak ism-i şerifine sığınarak başladım zâtını övmeye, ne kadar âciz olsam da kalemim can atıyor şanını yükseltmeye. Devamını Oku
KUR’ÂN’DA FÂNİLİK VE BÂKİLİK
Sözlükte “geçici olmak, yok olmak, ölmek” gibi manalara gelen Arapça kökenli“fenâ” kelimesi, genellikle “var olmak” anlamındaki “beka” kelimesiyle birlikte kullanılagelmiştir. Kur’ân-ı Kerim’de de bu iki kelimeden türemiş kelimeler yer almaktadır.
Kullanıldığı diğer bazı manalar ise şunlardır: Devamını Oku
FATİH, FETİH VE KASTAMONU (Yrd. Doç Dr. Cevdet YAKUPOĞLU)
Gördüğü büyük işlerle hem kendini hem de zamanını aşan Fatih Sultan Mehmed Han, atalarından miras aldığı fetih anahtarı ile açılmaz sanılan nice kapıları açmıştır. “Yastığı top güllesi, yatağı sur gölgesi” olan Sultan’ın ölümü bile sefer yollarında olmuştur. O, çağının en medenî hükümdarı olduğu kadar, atalarının bozkır kültüründen devraldığı her türlü sıkıntıya dayanma gücünü de genlerinde taşıyordu. Devamını Oku
İSTİKLAL MARŞI VE ÂKİF
Bomba sesleri Ankara’dan duyuluyordu… Yunanlılar, sırtlan sürüsü gibi sarılmıştı avına… Ama bilmiyorlardı ki aslan gerilir gerilir öyle atlardı. Bu sırada Tacettin Dergahı’nda bir şair çeliğe karşı tahtanın savaşını duvara nakşediyordu. Sabah ezanı okunuyordu... Ve Âkif ilk mısraları haykırdı: Devamını Oku
KAHRAMANLIK
Hunlar’ da gördüm seni, ey kahramanlık!
Kırk yiğitle basılırken Çin sarayı ,
O büyük setle açarlarken arayı,
Gönlümüze esiyordun ılık ılık. Devamını Oku
REKLAM ARASI NAMAZ
Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!..
-
Kurtlar Vadisi’nin son bölümü nasıldı amma!
-
Soluksuz izledim valla!
-
Memati, Gülendam’ı Hüsnü’ye vermedi gitti ya!
-
Önümüzdeki Perşembe de Mevlid Kandili, yeni bölüm olacak mı acaba?
Evet, bu ve bunun gibi bitmek bilmeyen nice sözlere âşinayız değil mi? Devamını Oku
FEYİZLER ŞEHRİ KASTAMONU
Altından üstüne fışkırır nurlar,
Her yanını kuşatır; Kastamonu’nun.
Selâmlar gönderir Pirler, Ulular,
Can verir dirilere; Kastamonu’nun. Devamını Oku
KUTLULARLA SOHBET
Öyle hüzünlüyüm ki bu gece yine, gözlerim gönlüm uyumak istemiyor. Ey mânâ iklimimizin kutlu Güneşi, öylesine hasret doluyum ki size bu duygu anlatılır gibi değil. Yüreğim adeta çatlarcasına atıyor, ruhum küçücük bir kafese konmuş kuş gibi çırpınıyor. Devamını Oku
HUZUR DERSLERİ
Ey dünyaya aldanan kişi
Bitmez bu âlemin türlü işi,
Bırak gaflet veren her şeyi,
Kaçırma; başlıyor huzur dersleri. Devamını Oku
KUTLU NEBİ'YE
Dinle! Özlemle çağlayıp coşan, kabına sığmayıp taşan bir gönülden sızan birkaç damlanın sesine kulak verip dinle! Gözleri gözlerine, kulağı kulağına kilitlenip ahlar çekerek inleyen bir garibi dinle! Yaşayan ölü misâli, bîçare, dîvane gibi gurbet ellerde dolaşan bendenin perişan halini dinle! Devamını Oku
ÖZ YURDUMDA GARİBİM ŞİMDİ
Günleri, haftaları saydım,
Vuslat vuslat diye ağladım.
Toprağına başımı adadım,
Öz yurdumda garibim şimdi. Devamını Oku
O AN
Kapattım gözlerimi o anda
Zaman, mekân silindi nazarımda
Otuz iki yıl yaşamamışım dünyada
Hayat buldum kayıtsız o anda Devamını Oku
HABİBULLAHA AŞIĞIM
Âteş-i hasret ile secde eder daim başım,
Derd-i firak ile dolup taşar kanlı yaşım,
Beklerim gecelerde belki açılır kapım,
Bir görünüp bir kaçan hayaline aşığım. Devamını Oku
|