KUTLU NEBİ'YE

             Dinle! Özlemle çağlayıp coşan, kabına sığmayıp taşan bir gönülden sızan birkaç damlanın sesine kulak verip dinle! Gözleri gözlerine, kulağı kulağına kilitlenip ahlar çekerek inleyen bir garibi dinle! Yaşayan ölü misâli, bîçare,  dîvane gibi gurbet ellerde dolaşan bendenin perişan halini dinle! Uykusuz gecelerin sabahında uyanmak istemeyen gözlerimin, senden başkasını görmek istemeyişini, o simsiyah gecelerde hayaline uzanıp boş dönen ellerimin titreyişini, gerçekten sen sanıp yataktan doğrulan vücudumun hayal kırıklığı ile yerlere serilişini dinle! Ayrı geçen yılların omuzlarıma yüklediği o ağır yükü, sensizliğin boynumu nasıl büktüğünü, her anda özleyip nemli gözlerle hasret şarkıları mırıldanmanın, bir yandan da umutlarımın sönüşünü, sevilen lâkin seveninden habersiz bir Mecnun gibi dinle!  O Leyla ki Mecnun'u sevgisinden habersiz, yaşadığını dahi bilmez, o Leyla ki sevildiğini şu dünyada bir kere duymadan canını feda eder, o Leyla ki Mecnun'una binlerce Leyla ve ay tenli güzeller vurulmuştur, bir Leyla yerine konmadan özlem ve hasret içinde yanıp kavrulmuştur. Adı sanı anılmazken efendisinin huzurunda, haddi olmadan muhabbet, sohbet sevdasına tutulmuştur. Bu sevda ile Habibin katında gerçek varlığını bulmuştur. Oysa şimdi unutulmak korkusuyla parçalanan yüreğimin inleyişini dinle!
Senin olmadığın mekânda yaşamanın zorluğunu, yabancı görmekten bıkmanın burukluğunu, tıpkı karşıma alıp konuştuğum sessiz hayalin gibi dinle! Ne teselli edecek bir söz, ne de bir tebessüm sunmadan sadece dertleşen iki arkadaş gibi candan dinle! Gözyaşlarıma karışan, sessiz sessiz yanağıma düşen yağmur damlaları gibi haberli-habersiz dinle! Damlalar arza düştü, toprağın hasreti dindi, bitkiler suya kavuştu hepsi boy verdi, gönlüm ilâhi rahmetle nasıl coşa geldi, dinle!
Denizden, postacıdan, turnalardan selâm göndermek şöyle dursun, huzuruna varıp halini arz etmeye çalışan bu dilsize dildaş olup dinle! Sevgi büyüktenmiş, lütfun göster; yeter çilem dolsun cemalin göster, kutlu beldene götüren yolların bir bir açıver, varınca huzuruna, görünce aşığını,  tutuver mübarek ellerinde ellerini, hiç bırakmadan sana olan muhabbetini dinle! Ayrılıktan sarardı soldu benzim, gözlerimde kalmadı artık tek damla yaşım, sensiz şu hayatta olmuyor tadım tuzum,öz yurdundan koparılan bir çiçek gibiyim,nerdesin ey saki, gel yanıma da gizli seslenişlerimi dinle!Dalından koparılmış bir çiçeğin çektiği ızdırabı ancak bir bahçıvan anlarmış, sen de bir bahçıvan olup dinle1 belki yeniden yeşermesine bir ümit vardır, belki de artık sararıp solacaktır. Derdinin devasını bulmak için eğilip durgun nabzını dinle! Doktor sensin, bu derdin devası var mı yok mu sen söyle….